Türk Internet Kullanıcıları ve Türk Webmaster’lar…
Türkiye’de internet’in tarihi nedir dendiği zaman, Türk Internet Kurulu bu soruyu 13 yıl olarak cevaplandırıyor. Bu 13 yılın kaçta kaçı gerçek anlamda “aktif” geçti Türk internet kullanıcıları için diye farklı bir soru sorulacak olursa, bu sayı oldukça düşecektir sanırım. Çünkü 13 yıldan bu yana ne Türkiye’de, ne de dünyada internet aynı performansla kullanılmadı/kullanılmıyor.
Belki yaşım 23 olabilir ama, bu konuda, yani internet konusunda Türkiye nüfusu içerisinde oldukça az yer kaplayan bir kitlenin içindeyim. Dile kolay, 6 yıldır aktif bir internet kullanıcısıyım. Resmi olarak 13 yıl kabul edilen Türk Internet tarihinin yarısına -kişisel bağlamda da olsa- şahitlik ettiğim anlamına geliyor bu. Azımsanacak bir şey değil… *Bir tarihin YARISINA şahitlik etmek. İçinde bulunduğum neslin ve yaşadığım tarihsel dönemin sevdiğim tek yanı belki de bu… Şayet kıyamet o zamana kadar kopmazsa, 150-200 yıl sonra yaşyacak olan dijital enformasyon çocuklarının atalarından biri olacağım. Şu anki arkeologların fırçalarla kırık çanak çölekleri kumlardan ve çamurlardan arındırarak yaptıkları ‘araştırmaları’;gelecekteki torunlarımız sadece “google”ı ya da benzer arama motorlarını kullanarak yapacaklar. Hatta şu an bu yazıyı belki torunlarımızdan biri buldu, keşfetti ve bunun sevinci yaşıyor. (Eğer o zamanlara kadar kalırsa) Gazetelerdeki manşetleri düşünüyor: “150 YIL ÖNCESİNE AİT BLOG KALINTILARI BULUNDU!“…
Neyse, 150 yıl sonrasını düşünmek için henüz çok erken; biz günümüze dönelim.
Internet’i kullanmaktan bahsediyorduk. Türk internet “kullanıcıları”nın bence 1-2 senedir yeni yeni yapmaya başladıkları şeyden yani. İşte kendimi bir nevi bilirkişi olarak lanse etmeye çalışmamdaki temel amaç bu yargımı sizinle paylaşmak: “Türkiye’de internetin tarihi henüz 1-2 yıldır“.
- “Eee? Ne yapalım?”
- Sizin için bir anlam ifade etmiyor mu bu?
- “1-2 yılmış işte Türkiye’de internetin tarihi?”
- Hmm.. Peki şöyle anlatmaya çalışayım.
Tesbit ve teşhisin; herhangi bir fiziksel (tıbbî), sosyal, psikolojik, ekonomik, siyasal problemin çözümünde ilk aşamayı teşkil ettiğini düşünür müsünüz? Ben düşünürüm. İşte bu yüzden de, Türkiye’de internet tarihinin 1-2 yıl ile sınırlı olduğu gerçeğini kabul etmenin özellikle Türk webmasterlar açısından mühim olduğuna inanıyorum. Çünkü bu gerçeğin doğurduğu başka gerçekler de var:
- Türkiyedeki “EN TECRÜBELİ” webmasterın tecrübesinin “1-2 yıl” ile sınırlı olduğunu gösteriyor.
- “Ben 10 senedir bu piyasanın içindeyim, her şeyin en iyisini ben bilirim” demenin, kendini kandırmak olduğu anlamına geliyor.
- Profili HALA net olarak tanımlanamamış, üyeleri tam olarak tanınmayan bir kiteleye sunulacak “web sitesi”nin ‘profesyonelliği’ konusunda iddia etmenin, boş ve temelsiz olduğunu kanıtlıyor.
…
..
Bu liste uzatılabilir ama bu listeyi çok fazla uzatmak benim haddime de değil. Bu kadarına cesaret etmek bile haddini aşmak olarak nitelendirilebilir benden çok daha tecrübeli olanlar ve bu işin akademik çalışmalarını sürdürenler tarafından. Böyle insanlar var mı?.. Ben çok tanımıyorum:o)
Aslında bu yazıyı, bir “internet sitesini” bir medya organı olarak kabul ederek daha çoook uzatabilirim. Fakat internet sitelerinin dünya tarihinde şimdiye kadar hiçbir medyada görülmemiş anlık interaktif yapısı nedeniyle kategorize edilmesi ve diğer medya organlarıyla kıyaslanarak incelenmesi çok kolay değil.
Neyse, ağzımdaki baklayı artık çıkarıyorum: Teori lazım bize, teori!
“Kullanılabilirlik, erişilebilirlik, kullanıcı deneyimi”… Bir webmastersınız; ve bu sözcükler topluluğunu daha önce hiç duymadınız mı? İşte bahsettiğim şey bu…
Bilgisayar ekranını TV ekranı ya da gazete sayfası sanarak, görüntülediği “web siteleri”ni algılayan bir Türk internet kullanıcısı mısınız? İşte bahsettiğim şey bu…
Daha almamız gereken çok yol var… Internet’le hayatımız; radyo, tv ve sinemayla olduğundan ÇOK DAHA güzel olacak, buna inanın.
P.S: Ufak bir rica, Doğan Grubu’nun elinin olduğu projelere destek vermeyin. Bari şurada bizi rahat bıraksınlar!


inderin said,
Temmuz 24, 2006 @ 10:08 pm
“hamiş”ini yiyeyim senin kardeşim..
hamiş: “hamiş”, “P.S.” nin türkçede kullanılanı..
asortik krep said,
Temmuz 29, 2006 @ 3:27 am
E yanlışla artık bir mevkiye de gelirsen kimseyi de yanına yaklaştırmazsın sanıyorum..Neymiş 13 senenin 6 senesini aktif kullanıcı olarak yaşamışsın ..AFERİN SANA..İyi ki sen interneti getirmemişsin ülkeye valla ..şu an ne iş yaptığını merak ettim ..Yoksa birleşmiş milletlerin afrika ülkelerinde ki temsilcisiyle mi müşerref oluyoruz
soner said,
Temmuz 29, 2006 @ 4:59 am
Valla asortik krepçim sanırım bu yazıda bahsettiğim konuya pek vakıf değilsin madem yorum yazıcan konuyla alakalı bişi yaz bre kardeşim!
Ben sivri dilli ve megaloman biri olarak algılanırım hep ve blog’uma yorum yazacak insanlar da hep bana laf sokacaklar galiba böyle, şaşırmıyorum
Şu anki mesleğim işsiz freelance web tasarımcılık. Ha bi dakika yaw, sen galiba şu açlıkla ilgili olan yazıyı yazan ve benim eleştiri oklarımdan nasibini alanlardansın ehehehe. Belli zaten var bir kuyruk acısı
(o değilsen söyle de hemen sileyim bu entry’yi, ev sahibi olmak güzel şey canım:)
asortik krep said,
Eylül 29, 2006 @ 4:39 am
Tekrar ziyaret edeyim dedim bir gelişme var mı? Cevap yazılmış yazılmasına ama seni kuyruk acısıyla değil ciddiye aldığım için sitene gelmiştim..sonra bu yazdıklarını görünce dayanamadım ve yazdım..Laf sokmadım aslında aynı senin gibi dilim biraz sivri..evsahibi olmanın keyfini çıkar..ne farkeder ki yoksa başka bloglara yorum yazmak seni endişelendiriyor mu? (gayet samimi bir yorumdur yine alınmayasın diye not düştüm )