Nefret etmek! Peki “NEDEN”?
Son 2-3 haftadır bu alışkanlığı baya bir kazandım. İşim olmadığı zamanlarda gece 12′den sonra o blog senin, o blog benim geziyorum. Çoğu zaman da yazarken özen gösterilmiş şeyler gördüğümde, yorumluyorum. Malum, dilinin kemiği olan biri sayılmam pek. Agresif, megaloman Soner’iz ya hani… Neyse benle sonra uğraşırız, konumuza dönelim.
İşte bu gezintilerin bugün ki ayağında yine her zaman yaptığım gibi blogkardeşliği‘ne girdim ve rastgele blogları görüntülemeye başladım. Derken Ters Köşe adlı bir blog gördüm. Girdim, okumaya başladım ve bu yazıya bahis olan yazıyla karşılaştım; işte olay yazı. Beni tanıyanlar bilirler, çabuk heyecanlanır, duyglanır ve gaza gelirim. İşte bu yazı ve aslında özellikle beraberindeki yorumları okuduktan sonra öyle bir halet-i ruhiye içine girdim. Bir yorum yazdım bu yazı için ve o yorum resmen bir yazıya döndüğünden dolayı; bloguma da yerleştirmeyi uygun buldum. Buyrun okuyun:
Biliyo musunuz asıl ben “bu” durumdan nefret ediyorum. “Bu” dediğim şey aslında o kadar kompleks ki, burada yorumunu paylaşanları bırakın, dünyanın geri kalan nüfusunu oluşturan her bir birey “bu”nun parçası.
Hiç düşmek istemediğim bir yazının ortasına düştüm yine. Sadece ‘tek bir istisnayla’ “belli” bir bakış açısına sahip insanların yorumlarını paylaştığı; çok derin bir mevzuyu gereğinden çok fazla, hatta boyunu ve haddini aşarak iki paragrafa sığdırmaya çalışan bir denemecinin yazdığı bir yazının ortasına düştüm.
Allah aşkına (ya da inandığınız “değer” her neyse) söyleyin, kusursuz, mükemmel bir sistemi (İslam), birkaç İSTİSNA yüzünden, birkaç yanlış uygulayıcı, yanlış yorumcu yüzünden yargılama ve küçümseme hakkını kendinizde buluyorsunuz? Nefret ettiğinizi söylediğiniz şeylerin “iç yüzleri” hakkında yeterince bilginiz olduğuna nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz ki; kusarak, kinle, nefretle, ağzınızı doldura doldura “NEFRET EDİYORUM!!” diyebiliyorsunuz? “Laiklikten, moderniteden nasibini almamış” diyip küçümserken, kendi savunduğunuz düşünceleri putlaştırdığınızın farkında mısınız? Siz insanları “laik, modern, demokrat” olmalarına göre mi değerlendiriyorsunuz? Yani topu topu 200 senelik geçmişi olan ve insanlığı nereye götürdüğü dahi belli olmayan sistemlere mi “tapıyorsunuz”? Bu mudur sizin akılcılığınız, pozitivistliğiniz, bilimselliğiniz? Bilirsiniz, bilimin özüdür, felsefeye bir bakalım; ne diyor ünlü filozof: “BİLDİĞİM TEK ŞEY HİÇBİR ŞEY BİLMEDİĞİMDİR”. Siz ne kadar da “bilmiş” insanlarsınız ey ırkdaş, türdaş, vatandaş ve muhtemelen “dindaş”larım!
Ne kadar felsefe okudunuz? Dinler tarihini ne kadar araştırdınız? Kaç tefsire göz attınız? Ya da hepsini bırakın; çoğunuzunun “inandığını iddia ettiği” o dinle ilgili, İslam’la ilgili, kaçınız google’da bir şeyler aramak için birkaç gün harcadınız size bahşedilen şu fani ömrünüzden?Nasıl bir cehalet içindesiniz?… Nasıl bir perdedir bu gözlerinizdeki ve kulaklarınızdaki?.. Yüce Yaratıcının varlığına inanmıyor musunuz? Peki, inanmayın inşallah bir gün hidayete erersiniz. Peki Allah’a, Peygamberlerine, Meleklerine, Ahiret gününe, Kazaya ve kadere, Hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna iman ettiğinizi söylüyor musunuz? Eğer bunu söylüyorsanız orada bir durun! Çünkü size vaadedilen, altından ırmaklar akan cennet bahçelerini kazanmak o kadar basit değil! Bunu Allah Kur’an’da söylüyor! “Ben sizi ancak Bana kulluk etmeniz için yarattım!” diyor! İmanın ilk şartı “La ilahe ilallah” yani “ALLAHTAN BAŞKA TAPILACAK İLAH YOKTUR” demektir diyor! Ve siz, “Ben müslümanım ama modernizme, laikliğe, demokratik kriterlere göre karar veririm” diyorsunuz, bu ne yanılgıdır!?
“Temizlik imandan gelir” lafını hepiniz ezbere bilirken, “temizliğin” birçok ibadette şart olduğu aşikarken, ibadetlerin tümünde “SAMİMİYET VE NİYET”in önemi malumunuzken siz nasıl oluyor da birkaç “KARDEŞİMİZİN” yaptıkları “hataları, günahları” SİSTEMİN TÜM üyelerine mal edebiliyorsunuz!? Sistemin tüm üyelerine mal etmeseniz bile, nasıl oluyor da “sakal bırakmak sünnettir, kötü bir şey değildir” diye düşünemiyorsunuz ya? “Metalci” sakallı, pis, dövmeli, piercingli, iğrenç, insan MODELİnden aynı NEFRETLE bahsediyor musunuz!? Bahsedemezsiniz çünkü o konu hakkında kafanızı kullanabiliyorsunuz, çok ilginç! Diyorsunuz ki, “bütün metailciler aynı mı sanki”. Aklınıza gelen ilk şey hemen bu oluyor! Ama, sakın ola ki bir an nefsine esir olup da, belki de ertesi gün evleneceği nişanlısının eline dokunup, ona sarılan BAŞÖRTÜLÜ bir kız görmeyin! O hemen bir KALTAK olur!! O hemen bir İKİYÜZLÜ olur!! O hemen İĞRENÇ ve nefret edilecek insan olur!!
Yalvarırım ne kadar tutarsız ve mantıksız düşündüğünüzü farkedin artık… ” seftalikabugundangecedeuyusamkiyafetlerimle” nickli arkadaşımız gibi ben de yorgun hissediyorum kendimi… Başörtüsüyle İzmir sokaklarında herkesin uzaylı gibi baktığı, düşman gibi baktığı bir ortamda alnı açık, başı dik olarak gezebilen kız kardeşlerimden Allah binlerce kez razı olsun diyorum! Ahlaksızlığın prim yaptığı şu “MODERN” yaşam tarzında yok olup gitmeden, varlığını koruyabilen, ALLAH RIZASI İÇİN sakalını bırakıp, ALLAH RIZASI için HERHANGİ BİR ŞEY yapabilen insanlara herkese duyduğumdan daha ÇOK saygı duyuyorum! Ve ben sizlerden farklı olarak onlardan NEFRET ETMİYORUM. Hataları olanların hatalarını düzeltmeleri için Allah’a dua ediyorum, doğru yolu bulmalarını diliyorum, günahlarını (günahlarımızı) affetmesini diliyorum! Ve inançsız olan, nüfus kağıdında yazan “İslam” kelimesiyle uzaktan yakından ilgisi olmayanlara da hidayet diliyorum…
Şu üç günlük fani dünyada gelin kendinize yazık etmeyin… Gelin insanların HAKLARINI üzerinize almayın… Çünkü Allah ancak ve ancak Kul Hakkı’na karışmıyor. Sadece Allah rızası için yaptıkları yüzünden kınadığın bir insanın hakkı sizin üzerinize yapıştığı zaman bunu nasıl çıkaracaksınız? Nasıl tövbe edeceksiniz?Yeniden yalvarıyorum, bir kez daha düşünün, biraz daha araştırın ne olur… Belki yazdığım satırlar, nefsimin etkisiyle sertleşmiş ve bazılarınızı kırmış bile olabilir. Hakkınızı helal edin… Tek istediğim yüreğinde UFACIK, MİNİCİK bir iman ışıltısı olan birine destek olabilmek, yüreklendirebilmek… Ne olursunuz nefret etmeyin… Hiçbir şekilde “MÜSLÜMAN MÜSLÜMANA DÜŞMAN OLMAMALIDIR”… Madem yanlış gördünüz, gidin ve uyarın! Uyardıktan sonra sizden zaten sorumluluk gider! Ve siz de rahat etmiş olursunuz! Eğer uyarınıza kulak asmıyorsa, o “günahkar” kardeşimizin affı için dua edin ve bunu GENELLEŞTİRMEYİN! Sisteme mal etme hatasında bulunmayın! Çünkü Kur’an ve İslam Allah’ın kelamıyla sabittir, MÜKEMMELDİR. Kusur ancak yaratılanlarda olabilir…
Ne olur düşünün… Ne olur…
Tekrar hakkınızı helal edin…


senzaione said,
Ağustos 5, 2006 @ 1:26 pm
merhaba;
o yazıda yorum yapmıs kisilerden biriydim ..biraz hafife ve alaya alan bir yorum yapmaktı niyetim.nefret ediyorum diyip gecilen konunun yanında nefret edilmesi gerekilebilecek baska bisey varsa bu bizler de olabilirz ,ortalıgı kavuran savasın haksızlıgına cekmekti niyetim.”GENELLEMELER” haksızlıktır ve gerceklikten daima uzaktır.dogrulugu tartısılacak yanlı seylerdir. cunku kendi kafana dayatmakla baslar daha sonra diger insanlara da boyle kabul ettirmeyi amaclarsın..
sadece kafasında kendi soylediklerini duyan asla ikna olmayan insanlar boyledir.
bu arkadas ne niyetle yazmıs bilinmez.
ama genelleme ve saldırma yapmamalı kimse kimseye.
bir grup olusturup baskalarını dıslamamalı artık bu dunyada.bence.