Sina Akşin ve Yakınçağ Türkiye Tarihi üzerine
“Evet, Türkiye bir bakıma ilerliyor, başarı gösteriyor. Ama ülkemiz yoğun bir karabulutun altındadır.[…]
Neden bu karabulut? Çünkü yarım yüzyılı aşan bir süredir Türkiye kötü yönetiliyor. Neden kötü yönetiliyor? Çünkü seçimleri hep, şaşmaz biçimde kötü yönetecek olanlar kazanıyor. “Kötü yöneten” benim için şu demek: Kısmi Karşıdevrim çerçevesinde davranan demek.[…] Sonuç ortadadır. Yıllarca şeriatla ‘flört’ edildikten sonra şimdi de şeriat partisi TBMM’de büyük bir çoğunlukla iktidar olmuştur. […] Şeriatçı iktidarın bizi nereye sürükleyeceği de kapkara bir soru işareti gibi durmaktadır.
Bu sonuç 1945′te İsmet İnönü’nün çok-partili dizgeye yönelmesinin sonucudur. Sonuçtan da belli ki, bu karar mevsimsizdi. Kararla birlikte Atatürk Devrimi donduruldu. Oysa bu karar -ki er ya da geç alınması gerekirdi- 10-15 yıl sonra alınsaydı, muhtemelen Atatürk Devrimi dondurulamaz, seçimlerden bu denli sağlıksız sonuçlar alınmazdı. Dört askerî müdehaleye gerek kalmazdı. Bizi şeriat partilerinin iktidarına kadar götüren bu girişimin başarısızlığını teslim etmek zorundayız. Yarım yüzyılı aşan bir süredir uğraşıyoruz, ‘deney’ yürümedi. “Kral çıplak” demenin zamanı geldi, geçti. Mesele, acı bir gerçeği algılama meselesidir. Çok-partili dizgenin iflas ettiğini, çünkü Türkiye’yi iflas ettirdiğini algılamamız gerek. Bunu algılamadan sorunlara çare bulunamaz. Sandık, 1946 seçimleri dışında, istisnasız her seferinde karşıdevrime hizmet etmiştir. Şimdi, korkarım ki, Kısmi Karşıdevrimden Tam Karşıdevrime doğru yol almaya başladık.
Atatürk Devrimine dönmek zorundayız. Bunun için çok-partili dizgeyi “kutsal inek” yapmaya devam edemeyiz.
***
Yakın Çağ Türkiye Tarihi;Milliyet Gazetesi Kitaplığı; Cilt-2; s. 22
Nereden başlasam, nasıl anlatsam, hissettiklerimi ve düşündüklerimi nasıl aktarsam bilmiyorum. Sabahın köründe sinir oldum.
Bu ne ya diyenler için kısa bir özet geçeyim. Yukarıda okuduğunuz şey, Milliyet gazetesinin 1-2 sene önce verdiği, Sina Akşin‘in başyazarlığında ve yönetiminde hazırlanmış “Yakınçağ Türkiye Tarihi” adlı iki ciltlik seriden bir alıntıdır. Yani Sina Akşin amcamız, bilimadamı(!?) kimliğiyle böyle bir kitap hazırlamış ve Aydın Doğan amcamızın paçavralarından bir diğeri olan Milliyet de bu kitabı “kültür hizmeti” adı altında, promosyon babında piyasaya sürmüş. Ben de ne yapmışım, bu kitabın adına saygı duyarak; iddialı çıkışına kanarak, kuponlarını biriktirip, çok da geniş olmayan kitap arşivime katmışım. İyi halt etmişim.
Aslına bakarsanız henüz kitabın kuponlarını biriktirmeye başlamadan bu yayının bariz biçimde “yanlı” olacağına, objektiflikten alabildiğine uzak olacağına emindim. Ama sırf 1980 yılından günümüze kadar uzanan o “yakın karanlık geçmiş” konusundaki cehaletimi belki birazcık hafifletir diye, belki kulaktan dolma bilgiler dışında yeni şeyler öğrenirim diye almış bulundum kitabı.
Kitapta, okurken sinirden kalp atışlarımın değişmesine sebep olan birçok ayrıntı var aslında. Ama yukarıda sizinle paylaştığım alıntı bardağı taşıran son damla oldu. Müsadenizle Sina Akşin amcaya bi seslenmek istiyorum buradan:
YAAAAAAAAAAAAAAAUUUWW YUUUUUUUUUUUUUUUHHHH! OOOOOOOOOHAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA!!! ÇÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜŞŞŞŞ!
Öhüm öhüm… Evet, tekrar demokratik ve ciddi atmosfere dönebiliriz. Birazcık rahatladım…
Yukarıdaki alıntıyı okuyup da hala benim neye tepki gösterdiğimi anlamayan arkadaşlarımız, kardeşlerimiz için birazcık konuyu açma gereği duyuyorum. Bunun öncesinde yukarıda koyu harflerle yazılmış bölümü bir kez daha okumanızı rica edeceğim. Üşenmeyin üşenmeyin, okuyun lütfen.
…
Evet gördüğünüz üzere Sina amca açık ve net olarak İsmet İnönü zamanındaki “tek partili” totaliter rejimin özlemi içinde. Yani bu bilimadamı(!?) diyor ki; “Ey Türk milleti! Sen Aziz Nesin’in sandığından daha aptalsın! Adam gibi adamları seçmekten acizsin! Saçma sapan adamları seçip başımıza yönetici diye koyuyorsun! Sana bu kadar özgürlük fazlaaa! Bir tane parti olacak ve “seve seve” sen o partiye oy vereceksin! Seni başka türlü adam edemeyiz BİZ” diyor.
Evet, “biz” diyor amcamız. Kendisini ait gördüğü, Türkiye’nin o aydın(¿), o entelektüel(¿), o modern(¿), o çağdaş(¿), o demokrat(!!!¿) kesimden bahsediyor. Yani şu Türk milleti yok mu, adamı çileden çıkarır vallahi… Yarım yüzyıldır zavallı Sina amca ve saz arkadaşlarının başına cins cins adamları getiriyor… Oysa ki adam kötü bir şey istemiyor ki! DEMOKRASİ istiyor! Egemenliğin “KAYITSIZ ŞARTSIZ” halkın olmasını istiyor! Siz de anlamıyorsunuz adamı bir türlü, ilahi Türk milleti…
Ti’ye alma kısmı bir yana; ben hakikaten üzülüyorum bu tür insanlar için. Bu adamlar hakikaten göğüslerini gere gere; “ben bilim adamıyım!”,”ben objektifim!”,”bana güvenin, size tarafsız bilgi veririm!” diyebiliyorlar mı? Ha, evet diyorlar. İyi de hiç mi yüzleri kızarmıyor?
İran’daki ya da eskiden Irak’ta olduğu gibi “tek parti”yi seçme zorunluluğu konusunda söz konusu ülkelere dil uzatırken, acaba akıllarında ve hayallerinde olan bu düşünce akıllarına gelmiyor mu? Yoksa takiye mi yapıyorlar?
*
Neyse. Sevgili Sina amca, sana ve kitabına 10 üzerinden 1 veriyorum. O da kitabın içindeki bazı tarihî istatistik bilgiler için.
Bu eleştirel yazımı, tarih alanında yüksek lisans yapan bir abimin sözüyle sonlandırmak istiyorum:
“Tarihçiler yalancıdır”.


loony bin said,
Ağustos 12, 2006 @ 8:10 am
valla sozkonusu kitabi okumadim ama gorunen o ki o biriktirdigin kuponlarla mutfak robotu alsaymissin daha isabetli bir karar olurmus..
soner said,
Ağustos 12, 2006 @ 8:19 am
ehehe
ya aslında böyle şeylerle karşılaşmak insanın “bazı” türdeki insanları daha iyi tanıması açısından iyi oluyo bence. ama birazcık sancılı olduğu bir gerçek; o kadar mantıksız ki, bir mantık aramak için insan kendini zorlarken biraz hırpalanabiliyo 
gani said,
Kasım 4, 2006 @ 11:46 pm
arşivi oluşturan birikimci kardeşim..faydalı görünüpte doğru olmayan bu bilgileri biriktirmişsin…hakikaten sağol..belki zamanın gitmiş ama emin ol sen bu zaman kaybında bile faydalı bir iş yapmışsın..bak ne diyeceğim sana: bu ülke’de herkes bir şeyler konuşur ama kimini kaale alırsınız kimini almassınız …bırakalım sina bey de kendi kendine konuşanlardan olsun..ha ne dersin…………..saygılar….
salih dede said,
Aralık 26, 2006 @ 11:19 am
Kardeşim biliyorsunuz, İslamdan önceki dönemlerde Araplar helvadan put yapıp tapındıktan sonra yiyorlarmış. Şimdi ki cahiliyyet anlayışı şöyle, Demokrasi putuna halk tapınsın, sayın ilerici aydınlarımız acıkınca yesinler, zaten halk demokrasinin tadını bilmez ki!!!!
tuncay şahna said,
Nisan 30, 2007 @ 7:18 pm
sayın sina bey kafkas üni yaptığınız konuşmaların bazılarını iyi bazılarını çok kötü karşıladım.siz vahdettini tam kesin kararla vatan hayini diyosunuz.ben kişisel olarak vede delil göstererek hayır diyorum bukadar geçmişini vatan hayınlikle suçlayan kişiyi kınıyorum
inderin said,
Eylül 14, 2007 @ 8:53 am
ahh soner kardeşim, bornova yay-sat’a kuponları teslim etmeye gittiğimiz günleri unutamam.. haa, bi’ de senin bunun gibi bi’ kitabın daha vardı (’bunun gibi’ dememin nedeni, gani’nin yazdığı yorumla alâkalı); ezoterik mezoterik diyordun bi’ şeyler..
neyse; Allah cümlemizi her tür putperestten korusun..
âmin..