Resmi ideoloji
4 Aralık 2006′da “inançlara saygı” başlığı altında, kaleme aldığım ve bir önceki girişe cevap olmaktan çok daha öte bir hal almış metin. Paylaşmak istedim sizlerle.
“inançlara saygı” adını taşıyan bir başlıktır bu. “ateizme saygı” başlığı değil tespitini yaparak başlamak istiyorum sözlerime. ha, yok efendim ateizm de bir nevi inançtır derseniz, ona da katılırım sonuna kadar. çünkü ateizm de bir dindir. her neyse konumuz bu değil.
özellikle lise yıllarında, çoğu zaman sınıftaki arkadaşlarından farklı olma özentisi içindeki ergen çocukların ruh halini biliriz değil mi? “aman gururum! farkedilmeliyim! karizma olmalıyım! karşı çıkmalıyım! muhalif olmalıyım!”. lise çağındaki bütün çocuklar az çok bu mülahazaları paylaşırlar. yeni yeni sigarayla tanışırlar, içki ile tanışırlar, çevresindekilerin gazıyla milli olurlar/açılıp saçılmaya başlarlar iyice vs. vs.
birçok seramoniyi barındırır lise yılları kendi içinde.
dünyevi olan her şeyle ilgili çocuklarına ellerinden gelen her şeyi vermeyi görev bilen* anne-babalar (özellikle modern olanları), her konuda çocuklarına yardımcı olmaya çalışırlar. arkadaş çevresi de bilmukabele. ebeveyn, çocuklarının; arkadaşlar ise kardeşi gibi gördükleri insanın mutlu olmasını ister.
okuldan kaçıp, ormanlık bir alanda içmeye giderler… ne için? mutlu olmak için. karı kızlarla gezerler/çocuklarla çıkarlar… ne için? mutlu olmak için. herhangi bir alana ilgi duyarlar, o alanın üzerine giderler; meşgale edinirler. ne için? tabii ki mutlu olmak için.
sanıyorum ki, buraya kadar şu girişi okuyan herkese inanılmaz mantıklı gelen şeyler bunlar. metropol hayatı yaşayan biz şehir çocuklarının hayatlarının dönüm noktalarından birinin çözümlemesidir bu. klişedir.
allah‘ınızı severseniz, elinizi vicdanınıza koyun, dürüstçe düşünün; yukarıda sayılanlardan hangisi “mutlu” olmanın formülüdür? hayatı alkol ve seksten ibaret sanmak diye tartışıp durduk… bu kavramlarla büyüyen nesillerin, hayatın anlamını bunların dışında aramasının imkanı nedir söyler misiniz bana?
gerçekten bu kadar basit mi algılıyorsunuz hayatı? lise yıllarında büyük bir “zevk” ile yaşadığınız o günahlar nasıl hayatınızın anlamı oldu?
çok kolay oldu aslında. cevabı belli bir soru bu. çünkü allah‘tan uzaklaşıldı. çünkü nefsine tapan insanlar haline geldi maneviyattan uzak büyüyen gençler. hepsi birer manik depresif, hepsi “aman farklı olmalıyım, şuramı deldireyim; aman farklı olmalıyım, şu müziği dinleyeyim; aman farklı olmalıyım, ben şunu yapmam/dinlemem/izlemem!” tribinde…
bunun sorumlusu kim? tabii ki anne babalar! çocuklarına manevi değerlerini güzellikleriyle, iyilikleriyle, “gereklilik”leriyle anlatmayı beceremeyen anne babalar… keşke olay “becerememek” olsa. kendilerinin de umrunda değiller ki… çünkü onlar da aynı rejimin eseri. ne oldu şimdi? toplumun çekirdeğinden, yönetim biçimine geldik.
türk ceddi, 600 yıl boyunca oturmuş, yerinden sarsılmamış bir kültür ile yaşadı. islami kurallarla bezenmiş hayatlar… peki ya şu an durum ne? ezan hiç okunmasın diye kampanya yapan bir nesil var. özünden bu kadar uzaklaşmış; gavur özentiliğinden öteye gidemeyen bu çocukların hali ne olacak? (çocuktur, 60 yaşında da olsa çocuktur. bazı toplumsal normları algılayamayacak kadar zeka yaşı küçüktür ya da kafa basmıyordur.)
bunun tek sorumlusu laiklik kavramıdır. türk insanının kimliğini mahveden, 83 yıldır da kendisini bulamamasına neden olan şey, ‘din’i işine gelen alanlardan ayrıştırmaktır. ne diyor resmi ideoloji? “efendim dini siyasi amaca alet etmek isteyenler laikliğe karşı çıkıyor”. peki “sen” ne yapıyorsun diyerek şizofrenik bir diyaloğa gireyim hadi seninle, sevgili resmi ideoloji.
daha doğduğumuz anda, anamızın bizi doğurduğu odanın duvarında o‘nun tablosu olmuyor mu? eve gelirken *‘nun bulvarından, caddesinden geçip de, yine o‘nun heykelinin karşısındaki apartmanımızdaki evimize gelmiyor muyuz? doğduğumuz anda hiçbir seçme şansı olmadan anayasa denen şeye uymak zorunda olduğumuz dayatmasıyla karşılaşmıyor muyuz? hiçbir çocuk can atmasa da güneşin alnında stadyumlarda orada burada çocuk bayramı kutlattırmıyor musun? tarih kitaplarını sen yazmıyor musun ey resmi ideoloji!
heykellerinin önünde saygı(??) duruşu yaptırmadın mı? saygı duruşunda sakız çiğniyordu diye bir yönetici hakkında soruşturma açtıran yine sen değil misin!
sen işine gelen her şeyi dayayabilirsin bizlere… sen işine gelen her şeyi bebeklikten ölünceye kadar ezberlettirebilirsin. çünkü bu meşru oluyor! çünkü insan‘ların kanunu! bence bunlar tamamiyle safsata.
ben sana en çok neden kızıyorum biliyor musun resmi ideoloji? sen, bireylerin ahiretlerini mahvediyorsun, benim tek derdim bu seninle… sen dinsizleştirmek için elinden gelen her şeyi yapıyorsun… elindeki bütün kozları sonuna kadar kullanıyorsun. ve bak; neler oluyor mesela:
- din kültürü ve ahlak bilgisi dersi hocasından şikayet eden koca bir nesil yetişti.
- kimliklerine yazılan “islam” ibaresinin anlamını dahi bilmeden; bir daha söylüyorum, anlamını dahi bilmeden, onu incelemeden “yahu hani barış dini, hani şu dini, hani bu dini? bakın hiçbiri değil işte” diyecek kadar sığlaştırabildin insanları. ben bu insanlara, “bana şu ana kadar yalan söyleyen, beni kazıklayan adamaların hepsi atatürkçü idi. demek ki atatürkçülük yalancılık, kazıkcılık, hilebazlık falan! dersem; bu adamlar bana güler değil mi? ama bu zihniyetteki dostlarımız “islam‘la ucundan kıyısından ilgisi olmayan uygulamaları islam‘ın o nurlu, o pak, o tertemiz adına mal etmeye çalışıyorlar. cahiller işte! tamamiyle senin yüzünden!
- senin veremediğin eğitim yüzünden, gidip okul çıkışında adam bıçaklayan hayvanlar çıktı! sırf sen, işine gelen kısmını anlatıp; dinin tamamını anlatmadığın için, kendin de uygulamadığın için böyle oldu. birazcık hassasiyeti olan çocuklar, başkalarının gazına geldi, hatalar yaptılar, hatalar yapıyorlar. sonra da bezirganlar ortaya çıkıp “bak gördünüz islam bu işte! din bu! boşverin dini!” diyebiliyorlar.
resmi ideoloji! senin anayasanda belirttiğin düşünce, ifade özgürlüğü, inançların dokunulmazlığı gibi şeylere sen inanıyor musun ha? senin tapılacak şey olarak öne sürdüğün şeyler belli! senin neye saygın olacak ki… ama beni üzen şey şu ki; senin yüzünden cahil kalmış gençler, inançlara saygı diyerek toplumdan ateist olmak için izin istiyor. “senin dinin sana, benim dinim bana” diyeceğim ama; seni asla affetmeyeceğim resmi ideoloji. çünkü her şey senin suçun.

