Archive for Ekim, 2007

Kutuplaşma

açık ve net olarak türkiye cumhuriyeti‘nin devleti ve milletiyle içine düşürülmek istendiği cadı kazanıdır.

evet, bir tutam komplo teorisi ihtiva edecek bu yazı. belki de komplo teorisi olduğu yanılsaması, sahihliğinin önüne geçmiş millî tecrübelerimizden bahsetmiş olacağım. ağızlara sakız olmuş “birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan şu günler” kalıbının, halkımız nezdinde on yıllar önce kaybolmuş prestijinin silik gölgesinde iyimser mesajlar verebilmeyi ümit ederdim. sanmıyorum becerebileceğimi…

sâhi, biz nasıl ayrı düştük?

farklı ırklardan, farklı dillerden, farklı dinlerden halkların huzur içinde yaşadıkları osmanlı‘nın torunları, bu hale nasıl geldi? papa’nın külahındansa, sultan’ın sarığının tercih edildiği bu memleketin sınırlarında, “ya allah bismillah allahuekber” gibi mübarek bir lakırdı, maksadını nasıl aşar halde kalabalık halk yığınlarının ağızlarından zehir zemberek çıkar oldu? türlü türlü savaşlara rağmen, halkın can ve mal emniyetinin yerinde olduğu bir düzenin mirasına konan cumhuriyet, nasıl oldu da geçen bunca seneye rağmen, bu denli çiğ kalabildi?

kim suçlu?

bence; toplumu kimliksizleştirip, ithal hüviyetlerle kutsama çabasına giren eski topraklar suçludur. suç cumhuriyet kadrosunundur. binbir çeşit milletin bir arada yaşadığı mozaikten cımbızla ırk seçip, ona “onurlu” bir kimlik vaadeden; gerisine ise “etnik unsur” deyip geçen kadro suçludur. şu vatanı gavurların zulmünden kurtarma niyetiyle toptan girişilen kurtuluş mücadelesinde adam seçmeyen, “müslüman değil miyiz! gelin kurtaralım şu memleketi!” (bkz: #189549) diyen ve neden sonra köprüyü geçinceye kadar süren muhabbetin ardından, bütün halkları fabrikasyon haline getirip tek tipleştirmeye çalışan sistem ve çarkları suçludur.

müslümanlık şemsiyesi altında yaşayan ve efektif olarak, gerçek manada müslümanca bir hayat süren çoğunluğun da, gerçek manada bir azınlığı teşkil eden gayri müslimlerin de kelle koltukta gezmedikleri, adaletle hükmolundukları, “osmanlı” üst kimliği ile global bir kuvvete mensup olmanın ayrıcalıklarını ve bahtiyarlığını yaşadıkları o yapıya baş kaldıranların suçu bu durum.

bakınız, şu halet-i ruhiyede, hiçbir aklı evvel ile yok saltanatı geri istiyormuş, yok cumhuriyet düşmanıymış polemiğine girmek istemiyorum. saltanatı geri istediğimi söylemiyorum, ben yönetim biçimi isimlerine tapınmıyorum. adam gibi bir cumhuriyet olduktan sonra, cumhuriyet düşmanı falan da değilim. bir kez olsun iyi niyetime inanarak, beni anlamaya çalışsın benden* ölesiye nefret eden sözlük arkadaşlarım…

ben diyorum ki; bu memleketin problemlerinin tek kaynağı vardır: halkının maneviyattan uzaklaştırılmış olması.

bunun ekonomik boyutundan, siyasi boyutuna her yönünü isteyenle tartışabilirim ama bu yazıda “etnik” mevzulardan bahsetmekle yetineceğim.

pkk dediğimiz grubun, hepimizin ezbere bildiği tanım dışında bir tanımı olduğunu sanmıyorum. “dış güçler tarafından beslenen, marksist-leninist çizgideki ayrılıkçı terör örgütü”. bu tanıma ben de katılıyorum. şimdi teşhis noktasında bizi en çok ilgilendirmesi gereken, masum gençlerimize kıyan, masum insanların kanını döken bu terör örgütünün tanımındaki “marksist-leninist” ideolojidir. çok fazla entelektüel ayrıntıya girmek istemiyorum; halk ağzıyla söyleyelim; bu adamlar kitapsız.

“halkların eşitliği”nden dem vuran bu kitapsız kürt grupları, “madem türk’lerin kendilerine ait bir devletleri var; bizim de olmalı!” gibi bir mantıkla hareket ediyorlar. lakin bu noktada komünizm denen illetin, kafa bulandıran sularına giriyoruz işte. temelde bunun yanlış bir tarafı var mı? şahsî görüşüm odur ki; asla yok. türk ırkına mensup bir topluma ait bir “devlet”in olması hakkı olduğu gibi, “kürt” ırkına mensup insanların da kendilerine ait sistemli bir yönetim oluşturma hakları vardır.

marksist-leninist ideolojinin bahsettiği niteliksiz “eşitlik” ve “kardeşlik” tanımlarının getirdiği kaos tehlikesinin uç noktadaki neticelerindendir işte pkk. hiçbir manevi argümana dayanmayan ortak payda tanımı, temelde “barış, huzur, kardeşlik”den müteşekkil olması gereken komünizm düzenini; tıpkı yaşlı gezegenimizin s.s.c.b ile tecrübe ettiği gibi, en faşizan rejim haline getirir.

konuyu fazla dağıtmayalım. mühim nokta, pkk‘nın sol çizgisi ve amaçlarını meşru göstermeye çalışırken kullandıkları argümanlardır. oysa ki, kürt halkının türk halkıyla da, dünyadaki diğer tüm halklarla da ilişkilerini düzenleyecek ve hepsiyle huzurla yaşayabilmelerini sağlayacak yegane yol bellidir: müslümanlık ortak paydası.

kürtlerin büyük çoğunluğu müslümandır ve dinine bağlı müslümanlardır. bazı çevrelerin “alevi kürtler” diye tabir ettikleri “komünist” ideolojinin pençesine düşmüş grubu saymazsak; inançlı insanlardır ekseriyeti. bunun manası nedir bilir misiniz? aynı kürtle, en milliyetçisinden bir türk, eğer namaz kılıyorlarsa günde 5 vakit omuz omuza dururlar demektir… bu türk ile kürt, komşu oldukları için, en kötü ihtimalle bayramlarda birbirlerine ikramlarda bulunuyorlar demektir… bu türk ile kürt, tıpkı kurtuluş savaşı’ndaki ortak mücadelede olduğu gibi, gavurlara karşı tek yürek olmanın ehemmiyetini biliyorlar demektir. çünkü onlar müslümandır!

bahsettiğim şey ümmet bilincidir, dostlar. kur’an ahlakıyla ahlaklanmış, hz. muhammed mustafa (s.a.v) efendimizin ümmetine duyduğu sevgi ve hoşgörü ile yüreği yumuşamış mutlu ve huzurlu bir halk yığını. işte hayal edilmesi gereken ve olması için savaşılması gereken şey bu! yoksa türk‘ün kürt‘e olan üstünlüğü değil! aynı şekilde kürt‘ün türk‘e karşı olan üstünlüğü de değil! allah katında fark ırk ile değildir. dil ile değildir. renk ile değildir. ancak ve ancak takva iledir.

ey türk ve kürt halkı! bırakın savaşı ne olursunuz. hep beraber müslümanca davranalım birbirimize. pkknın kitapsız marksist-leninist köpeklerinin katli vaciptir, asalım keselim onları. ama ne olursunuz, allah aşkına kavmiyetçilik yapmayalım! müslüman’ın tek düşmanı vardır o da zulüm yapan kafirdir. eğer zulmetmiyorsa onlara da iyi muamele yapmak görevimizdir.

ortak noktamız hakk yoludur. ne olursunuz başka yollara sapmayın…

Yorumlar

“Kim nedir? Kendisini nasıl tanımlar?” Serisi - 1

Cuntacı:

  • Radikal Kemalist’ler kankamızdır.
  • Türkiye sürekli iç ve dış tehditler altındadır.
  • “İrticaî tehdit” en büyük düşmanımızdır.
  • Kürt, laz vs. yoktur. Varsa bile Türklüğün bir parçasıdır.
  • Ordu; devletten,bilumum kurum ve cemaatten üstündür.
  • Mustafa Kemal yüce, ulu, büyük önderdir. Adının geçtiği yerde saygı duruşuna geçmeyen vatan hainidir…
  • “Darbe” bütün toplumsal bunalımların ilacıdır.
  • Başörtüsü ancak “Şehit” analarının başında olduğu sürece mazur görülebilir.

Radikal Kemalist:

  • Cuntacı’lar kankamızdır.
  • Atatürk rozeti takmadan sokağa çıkan şahıs Atatürk düşmanıdır.
  • Başörtüsü takarak sokağa çıkan şahıs yobazdır, ‘irticacı’dır, Cumhuriyet düşmanıdır.
  • “Laik Cumhuriyet’in temel kazanımları” 70 milyon vatandaşın canından daha kıymetlidir. Gerekirse memlekette adam kalmasındır, mühim değildir. Laik Cumhuriyet’e bir şey olmasındır.
  • Zamanında Atatürk ne demişse, şu an da harfiyen geçerlidir. Aradan 5 bin yıl geçse de değişmeyecektir. “Nutuk” kutsal metindir.
  • Laiklik uğrunda ölünesi bir mefhumdur. Gerekirse Cumhuriyet şehidi ya da Laiklik şehidi tabirlerinin kullanılması münasiptir.
  • Her Türk vatandaşı Atatürk’e tapınmakla, onu dünya üzerinde gelmiş geçmiş bütün insanlardan üstün kabul etmekle mükelleftir. Çünkü “o olmasaydı şu an burada olmamazdınız!”.
  • Kürt diye bir şey yoktur. O nedir?
  • Atatürk’ün ölçütleri doğrultusunda müslüman olunabilir. Namaza, oruca, hacca gitmeye vs. gerek yoktur. Rakı içmek serbesttir. Örtünmek zinhar yasaktır!
  • Geri kalmışlığın yegane sebebi dindir. Din ancak devletin ve milletin bölünmez bütünlüğüne katkı sağlayabildiği noktada gereklidir. Aksi takdirde dinden ne kadar uzaklaşırsak o kadar modernleşmiş oluruz.

Yorumlar