Temmuz 29, 2006 at 5:30 pm
· Kategori komik
Başık kısmının başında “FWD” ibaresi olan mail’lere karşı hep bir antipati duymuşumdur. Ama çok nadiren de olsa güzel şeyler yollanmakta e-posta listemde olan arkadaşlar tarafından. İşte bir arkadaşım tarafından yollanan ve ‘neyi ne kadar bildiğim’ konusunda beni derin düşüncelere sevkeden bir mail

:
- Venus saat yonunde donen tek gezegendir!!
- Sabahlari elma kahveden daha fazla uykunuzu acar!
- Evinizdeki toz parcaciklarinin buyuk cogunlugu olmus deri dokusudur.
- Marilyn Monroe’nun alti adet ayak parmagi vardi!!
- Inekler merdiven cikabilir ama inemezler!!
- Ordeklerin “vak” sesi yanki yapmaz, nedenini de kimse bilmez!!
- Sivrisinek kovucu spreyler sinekleri kovmuyor. Sizi gizliyor. Sivrisinegin alicilarini bloke ederek sizin orada oldugunuzu anlamamalarini sagliyor…
- Taze kakao icinde bulunan sivi, kan plazmasi yerine kullanilabiliyor !!!
- Hicbir kagit parcasi 7 defadan fazla ikiye katlanamaz !! (Bunu okuyanlarinda %80′i deneme yapar)
- Uyurken TV izlerken oldugundan daha fazla kalori harcarsiniz!!
- Mese agaclari elli yasindan once palamut vermez.
- Uzerinde barkodu bulunan ilk urun Wrigley’s marka sakizdi.
- Kupa papazi biyiksiz olan tek papazdir!.
- Boeing 747′nin kanatlari ucakla ucmayi ilk basaran Wright Kardeslerin uctugu mesafeden daha uzundur.
- Amerikan Havayollari 1987 yilinda first-class da sunulan salatalardan bir adet zeytin eksiltmek suretiyle 40.000 USD kâr etmistir.
Ve… Iste ennnn onemlisi .
- Kaplumbagalar popolarindan nefes alabilirler!!
Not-1: Bu metin www.turkcekarakter.com sitesinde Turkce karakterlerden ve “>” isaretlerinden arindirilmistir.
Not-2: Bu metindeki bilgileri kullanarak arkadaşlarınıza, eşinize, dostunuza artistlik yapmayınız, yaptığınız takdirde şayet rezil olursanız, çamuru bana atmayınız
Sürekli Link
Haziran 21, 2006 at 5:45 pm
· Kategori komik
Doğru olan tabii ki her halukarda sağduyulu, sakin olmak, temkinli davranmak, ölçülü konuşmak ve benzeri erdemleri sergilemektir. Olması gereken budur. Oysa ki hayatımız boyunca karşılaştığımız birçok hadise, yaşadığımız birçok olay ‘olması gerekenler‘den ve ‘yapılması gerekenler‘den uzaklaşmamıza sebep oluyor.
Özellikle insan bir tür ‘haksızlık’la karşı karşıya kalınca (ya da öye olduğunu düşündüğünde) istemdışı tepkilerde bulunabiliyor. Refleksvari nitelikteki bu tepkiler kişiyi bazen haklı durumdan haksız duruma taşıyabiliyor da. Hele ki karşı karşıya kalınan haksızlığa karşılık elden gelen hiçbir şey yoksa, yani çaresizseniz olayın vehameti daha bir artıyor. Çünkü çaresizliğin bünyedeki yansıması bol miktarda asabiyet duygusunun zuhur etmesidir. Ağza gelen söylenebilir ve sonradan pişman olunabilir.
Bazı durumlar vardır ki; insan haksızlığa uğrar (ya da yine öyle düşünür), çaresizdir, mazlumdur, eziktir ancak verdiği tepkiler refleksvari değildir. Çünkü kendisine yapılan haksızlık, anlık ya da kısa vadede karşılaşılan bir haksızlık değildir. Oldukça uzun vadede yaşanan haksızlığa verilen tepki genelde ideolojik ve politik çerçevededir. Mitingler, yürüyüşler ve bilumum ‘demokratik(?)’ tepkiler bu bağlamda ele alınabilir. Bol bol birileri kınanır, teesüfler iletilir falan filan…
Ve yine bazı durumlar vardır ki; bu durumlar sonucunda ortaya konan tepkiler underground tarzındadır. Genel geçer kurallara* pek uymayan, demokratik olmaktan birazcık uzak* , genç nesil* tarafından icra edilen değişik tepkilerdir bunlar. Legal sınırlar içinde olmasalar da, kınamaktan öteye gidemeyenlere ilaç gibi gelir, toplumsal olarak bir türlü haykırılamayanları birazcık absürt olarak da olsa dile getirebildikleri için ‘tepkisiz çoğunluğun‘ bile sempatisini kazanırlar.
İşte son tanıma harika bir örnek teşkil edecek çalışmayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Eğer daha önce duymadıysanız, dinlemediyseniz, dinleyiniz; tebessüm ediniz, egonuzu tatmin ediniz.
Ben denedim, oldu.
indirmek için sağ tıklayıp farklı KAYDEDİN.
P.S: Çalışma hoşunuza gittiyse bir kardeşimizin bu parça eşliğinde sergilediği “bireysel tepki“sini de BURADAN izleyebilirsiniz.
Sürekli Link
Haziran 14, 2006 at 9:23 am
· Kategori komik
Özellikle online sistemlerin yaygınlaşmadığı yani bilgisayarların hayatımıza bu derece girmediği zamanlarda elektrik, su, telefon ve bilimum faturaları ödeyebilmek şu an olduğu kadar hızlı ve kolay değildi. İşlemlerin gerçekleştirilebilmesi için tozlu arşivlerden dosyalar bulunur, manuel olarak işlenir, tahsilat yapılır ve işlem sonlandırılırdı. Haliyle fatura ödemek için bazen saatlerce kuytukta beklemek gerekirdi. 2006 yılında olsak da bu manzaralarla -eskisi kadar olmasa da- hala karşılaşıyoruz.
Bu fatura kuyruklarının uzayıp gittiği mekanlar birçok komediyi ve bazen trajediyi içinde barındırır. Mesela her zaman “- Ben sadece bişey sorcaktım?” diyerek ön sıralara doğru ilerleyen birileri olur. Ve mutlaka bu şahıslara “- Arkadaşım biz de soru sorcaz iki saattir bekliyoz sırada!” şeklinde tepki gösteren birileri olur. Bu tepkileri veren ve kimseye çaktırmadan gişeye yaklaşmaya çalışan insan tipleri sterotypelaşmıştır. Bölgeden bölgeye, şehirden şehire yerel farklılıklar vardır muhakkak fakat genelleştirilebilir karakter kalıplarıdır bunların çoğu…
Mesela gişeye gerçekten bir şeyler sormak niyetiyle yaklaşan insan modelinin eğitim ve kültür seviyesi genelde düşüktür. Çünkü saf ve temiz duygularla, kimsenin hakkını yemeyeceğini düşündüğü için bu eylemi gerçekleştirmektedir. Toplumun vereceği tepkileri düşünmez, düşünse bile ‘taşra’ insanlarının o dayanaksız samimiyet ve aidiyet duygularının güdümüyle “idare ederler beni ya… nolcak ki” diye düşünereko ’suç’u işler. Bu insanlar metropol yaşamına kendini kaptırmış, formal yaşamayı seven ‘elit(?)’ tabaka tarafından hor görülen güruhu oluşturur.
Gişeye yaklaşan her kim olursa olsun ona en tehditkar ve en nefret dolu bakışlarını yönelten ve sonuçta “- Beyfendiii/hanfendiiii biz de işimizi görmek için bekliyoruz burdaaa” cümlesini zikredecek olan insan modeli ise şöyle karikatürize edilebilir: eğer “beeyfendiii/hanfendiii” prefixlerini kullanıyorsa, bu şahıs büyük ihtimalle en az lise mezunu olan bir bayandır. Prefix’i telafuz ederken eğer yayvan bir diksiyon sergiliyorsa, muhtemelen birkaç yıldır şehirde yaşayan ‘eski’ bir taşralıdır. Kurması muhtemel temel cümlenin ardından eğer tenkid edici cümlelerle söylenmeye devam ediyorsa yaşı 45 ve üstüdür tahmininde bulunabilinir.
Bu genellemeler tabii ki kişisel görüşlerim. Fakat tecrübeyle sabit deneyimlerin yansımasından başka bir şey değil. Son birkaç yıldır içinde ‘insan’ geçen herhangi bir konuda genelleme yapmayı çok doğru bulmuyorum. Genelleme yapmıyorum değil, severek yapıyorum fakat doğruluğu konusunda eskisi kadar inatçı değilim.
Ama bu bazı gerçekleri değiştirmez öyle değil mi?
Konunun anlam ve önemini belirten karikatür. Favorilerimden:
Sürekli Link