Archive for yazınsal üretiler

Aşk nedir?

yeni sevdalanmış körpe yüreklerin,
gün batımında meydana çıkan;
turuncudan kırmızıya, kırmızıdan siyaha çalan
o renk cümbüşünde sarılıp yuvarlanarak sabahı getirmeyi dileyip
ve fakat çim lekesi olmadan üzerlerindeki hale beyazı,
hala saf ve temiz kalarak;
el ele tutuşup atlarcasına bir uçurumdan köpük köpük dalgaların kucağına,
denizin tepsi gibi dümdüz ve ruhsuz olmasını umarak;
nefesler ile nefislerin buluştuğu o bazanın
bir nevresim üstü, bir yorgan altı adresindeki hayalî mekanda
bir gün buluşacak olmanın tahayyülü ile dolup taşarak
yaşadıkları şeyin adıdır aşk.

Yorumlar

Doktor Bey…

Doktor bey;

22 Yaşındayım. Erkeğim. Türkiye’de yaşıyorum. Hem de ‘gelişmiş’ şehirlerinden birinde, İzmir’de. Çevremde alabildiğine alımlı, çekici, seksi kızlar olmasına rağmen benim sadece bir tane sevgilim var. Onunla da henüz cinsel ilişkiye girmedim, evlenmeden önce de bunu yapmayı düşünmüyorum. Aslına bakarsanız ben şimdiye kadar hiç cinsel ilişkiye girmedim. Yasal olarak, evlenmeden önceki cinsel birlikteliği engelleyen bir kural olmamasına rağmen; arkadaş çevremin beni kınaması, dışlaması gibi bir olasılık olmamasına rağmen ben bunu yapmadım ve yapmayacağım. Bu benim kişisel kararım. Cinsel dürtülerim beni bu karardan döndürmek amacıyla şiddetli hormonal saldırılar düzenleseler de, elimden geldiğince onlara karşı koyuyorum.

Birkaç senedir futbolla hiçbir ilişkim yok. Tuttuğumu söylediğim takımdaki oyuncuların isimlerini bile ezbere bilmiyorum. Akşamları evdekilerin elinden kumandayı kapıp, fellik fellik spor bülteni aramıyorum. Şifreli kanalda verilen maçları izlemek için sokak sokak dolaşıp boş kahvehane ya da meyhane bulmak için didinmiyorum. İçecek firmalarının ‘yolla kapağı kap futbol topunu’ kampanyaları ilgimi çekmediği gibi, Şampiyonlar Ligi final maçını stattan izlemek için verdikleri biletler hayallerimi süslemiyor.

İddia ve sayısal loto oynamıyorum, milli piyango bileti almıyorum. Up uzun kuyruklarda beklerken, büyük ikramiyenin çıktığını düşünüp, cepteki bozukluklarla oynaya oynaya hayal kurmak bana çok saçma geliyor. Ben o oyunları oynamanın ve o oyunlardan gelecek paranın haram olduğuna inanıyorum ve maddî sıkıntılardan nasıl kurtulmayı düşündüğümü soran dostlara ‘sayısaldan 6’yı tutturunca’ cevabını vermiyorum. Kumar oynamamayı bir prensip, çocuğumu bu illetten uzak tutmayı da bir görev olarak kabul ediyorum.

Akranlarım ve hemcinslerim gibi, yazın hava ısındığında ‘tatil yörelerine akıp’ içki-dans-seks üçlemesi yapanlara özenmiyorum. Günlük yaşamlarında giydikleri ‘body’lerin eteklerini çeke çeke hal olan ve giysileri nedeniyle ‘frikik’ vermemek için yüksek efor sarfeden kızların, kumsallarda nasıl olup da mayo ve bikinilerle sereserpe güneşlenebildiklerine şaşırıyorum. ‘Gündüzleri denizin tadını çıkarıp, geceleri barlarda stress atmak’ deyimi bana kültürel dejenerasyondan başka bir anlam ifade etmiyor.

Hiçbir TV dizisini izlemek için randevularımı iptal etmiyorum. Çevremden gelen her türlü baskı ve küçümseme girişimlerine rağmen, Kurtlar Vadisi’ndeki olayları ve karakterlerin isimlerini ezberlemedim. Açık açık gîybet edilen, et pazarı manzaralarından oluşan magazin programlarını takip etmiyorum. Hangi ünlünün kiminle nerede ve nasıl zîna ettiğini merak etmiyorum. Haber bülteni sunan spiker hanımın dekoltesi, haberi seyretmemde etkin rol oynamıyor.

Sırf herkes dinliyor diye bir müzik parçasını dinleyip ezberlemiyorum. Sırf en çok satıyor diye bir kitabı satın almıyorum. Günlük gazete alırken, arka sayfa güzelinin olup olmaması, benim gazete seçimimi etkilemiyor. Ünlü ve pahalı marka ayakkabı ya da giyisiye sahip olmadığım için hayıflanmıyorum. ‘Batılı insan ne yaparsa iyi ve doğru yapar’ fikrine katılmıyorum. Türkiye’den ümidi kesip, Avrupa ve Amerika’ya göç ederek paçayı kurtarmayı düşünmüyorum.

İşin en kötü yanı, yukarıda saydığım hiçbir şeyi yapmaktan ya da yapmamaktan pişman değilim ve doğru olanların onlar olduğuna inanıyorum.

Çevremdeki insanlara bakıyorum da… Onlar benim yanlış ve kötü olduğuna inandığım ne varsa hayatlarının vazgeçilmezleri olarak bunları ‘yaşıyorlar’. Çoğunun bir şikayeti de yok. Alan memnun, veren memnun hesabı. Düzen bu.

Benim size sorum şu Doktor Bey;

Onlar bu şekilde ‘yaşıyorlar’ da, ben onların yaptıklarını yapmadan nasıl ‘hayatta kalabiliyorum’?..

NACrenoS

5002.70.80

Yorumlar (3)

Karanlıkta Sevişmek

Karanlıkta ruhlar birbirine çelme takar,
Uçsuz bucaksız evrende bir damla ter olur vücutlar.
Yorgun haykırışlar sarar dört bir yanı.
Önce sararlar, sonra öldürürcesine sevişirler seninle.

Eski bir gece lambasıdır tek izleyeniniz,
Zevkten inim inim ışıldıyor; duyabilene.
Gelmiş geçmiş bedenler gelir sonra aklına.
Bir bakmışsın,
Vesikalı bir yosmaya dönmüş,
Bizim masum gönül fahişesi.

Yorumlar